<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773</id><updated>2012-01-17T12:09:34.658+02:00</updated><title type='text'>YEDİTEPE İSTANBUL</title><subtitle type='html'>Sırf başlayıp bitirebildiğim bir hikayem olsun diye. Bıktım ardımda yarım kalmış hikayeler taşımaktan. Çünkü bizzat ben, yarım kalmış bir niyetim. Anlamlarını bilmeden sevdiğimiz şarkılar var ya. İşte biz böyleyiz. Sesin kıvrılıp büküldüğü yerde ıslanıyor gözlerimiz. Hayat, sahip olduklarımızın dışında kalanlarmış meğer...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>16</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773.post-6499022577838145453</id><published>2008-06-11T16:25:00.006+03:00</published><updated>2008-06-21T15:54:31.733+03:00</updated><title type='text'>14.Bölüm</title><content type='html'>14.Bölümde Ali, hocasıyla konuşup belki de geçmişiyle hesaplaşırken farkında olmadan sol güfteler fısıldıyor izleyenlere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Biz ümitli türküler söyledik. Söyledikçe de içimize işledi senin o “hayat” dediğin...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src='http://video.eksenim.mynet.com/flvplayers/vplayer4.swf' type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' FlashVars='videolist=http://video.eksenim.mynet.com/batch/video_xml_embed.php?video_id=145515' width='400' height='334'&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yokluğumda çok kitap okumadım Mustafa Sandal’ın dediği gibi ama çok film izledim. Türk filmleri tabi hepsi. Bu yazımda izninizle kısa kısa bu filmlerden bazıları hakkında yazmak istiyorum. Sizde bir fikir uyandırır; en azından ön bilgi olur. Belki birkaçını izlersiniz bu vesileyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kabadayı&lt;/span&gt; : Mutlaka izlenmesi gereken bir film. Şener Şen oyunculuk dersi veriyor, Kenan İmirzalıoğlu oyunculukta sınıf atlıyor ve en önemlisi filmin kendisi başlı başına bir ders barındırıyor bünyesinde. Kimsenin bu filme ayırdığı vakitten dolayı pişman olacağını sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hayatımın Kadınısın&lt;/span&gt; : Çok nahif, çok arabesk, çok İstanbul bir film; hem de eski İstanbul. İnanın izlerken yüreğinizin yumuşadığını hissedeceksiniz. Türkan Şoray ve Uğur Yücel ile bir oyunculuk şöleni. Ne yazık ki gişenin hakkı yenmiş filmlerinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bir Ömür Yetmez&lt;/span&gt; : Ferzan Özpetek yine yapmış yapacağını. Dostluk üzerine çok önemli bir film. Arkadaşlığa önem veriyorsanız ve de sevgiye tabi, bu filmi mutlaka tadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yumurta&lt;/span&gt; : Birçok ödül almasına rağmen hâlen bu filme zaman ayırmakla iyi mi yaptım kötü mü karar veremiyorum. Bütün bir film boyunca “bir şey” olmasını bekliyorsunuz; yani bir çıkış, bir kaynama noktası… Ama yok. Sonuç : Az biraz hayal kırıklığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İlk Aşk &lt;/span&gt;: Televizyon defalarca verdi. Ama hâlâ izlememiş olanlar için: çok güzel bir Ege hikayesi. Öyle yumuşak bir dokuyla vurgulanıyor ki duygular; birçok yerinde gözleriniz dolsa da, ağlamanıza ramak kala değişiveriyor her şey. Kursağınızda kalıp içinizde büyüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kutsal Damacana&lt;/span&gt; : Şaşırtıcı ve kendinden beklenmeyecek derecede komik ve güzel bir film. Şafak Sezer'den filmle karışık bir kabare veya stand-up tadı veren çalışma. Çok küfür var ama hiçbiri sırıtmıyor, yerli yerinde. Yine vakit ayırdığınız için pişman olmayacağınız, çok güleceğiniz bir film. Recep İvedik'ten daha az güldüren ama çok çok daha fazla gülümseten bir yapım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kısık Ateşte 15 Dakika&lt;/span&gt; : Metin Akpınar ve Haluk Bilginer’in başı çektiği Ata Demirer ve yine sağlam oyuncuların eşlik ettiği bir tek mekan filmi. Herkesin hayatında bir 15 dakika mutlaka vardır. Film bunu işlemiş komik bir zeminde. Hayranı olmasanız da bittiğinde “İyi ki izlemişim” diyeceğiniz bir film.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Cenneti Beklerken &lt;/span&gt;: Benim Adım Kırmızı romanını okuyanınız var mı? Beğenen var mı? Ben okumuş ve beğenmiştim. O zaman bu film sizi cezbedecektir. Tipik bir Derviş Zaim filmi. Fotoğraflar ince işlenmiş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Eve Giden Yol&lt;/span&gt; : Çok değişik bir film. Bir dönem filmi ama hangi kalıba sokacağımı bilemiyorum. Bu da izlenmeli ama beklentilerinizi yükseltmeden. Masal dinler gibi izlenmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Avrupalı &lt;/span&gt;: Kesinlikle izlenmemesi hatta (keşke) çekilmemesi gereken bir film. Böyle bir film hiç olmasa da olurmuş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Bölüm Özeti&lt;br /&gt;&lt;embed src='http://video.eksenim.mynet.com/flvplayers/vplayer4.swf' type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' FlashVars='videolist=http://video.eksenim.mynet.com/batch/video_xml_embed.php?video_id=145383' width='400' height='334'&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Bana "iyi olmak için üç sebep" söyle, tövbe edeyim her şeye. Sadece üç sebep söyle hadi.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2612118008427369773-6499022577838145453?l=yeditepeist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/6499022577838145453/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2612118008427369773&amp;postID=6499022577838145453' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/6499022577838145453'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/6499022577838145453'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/2008/06/14blm.html' title='14.Bölüm'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773.post-1096249093359075344</id><published>2008-04-25T01:02:00.011+03:00</published><updated>2008-04-26T20:58:48.080+03:00</updated><title type='text'>13.Bölüm</title><content type='html'>Şu anda okumakta olduğunuz Yeditepe İstanbul Blogu "&lt;a href="http://2008.blogodulleri.com/"&gt;2008 Blog Ödülleri&lt;/a&gt;"nde, Kültür-Sanat kategörisinde adaydır. &lt;a href="http://2008.blogodulleri.com/"&gt;blogodulleri.com&lt;/a&gt; adresine kayıt olduktan sonra "oy ver"e tıklayıp, Kültür-Sanat kategorisinde bu bloga oy verebilirsiniz. Eğer Blog Ödülleri'ne zaten üye iseniz, burda, hemen sağdaki menüde bulunan hareketli görsele tıklayarak doğrudan oy verebilirsiniz. Böylece beni de ihya edersiniz efendim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyuru : 13-18. bölümler arasını, normale göre daha sık güncelleyerek, artan bir ivme ile tamamlamak niyetindeyim. Blogun az güncellenmesinden şikayetler var, haklı olarak; ancak takdir edersiniz ki bu blogu oluşturmak kolay değil. Her bölümün tekrar izlenmesi, özel videonun hazırlanması, özetin çıkarılması vs... Anlayışınıza sığınıyorum değerli takipçilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu videoyu izlemenizi tavsiye ederim. Biliyorsunuz, ilk videolar hep özel seçkilerden oluşuyor. Yani blogu, diziyi, hikayeyi takip etmiyorsanız bile başlıbaşına bunları izlemekten keyif alabilirsiniz.&lt;br /&gt;İşte size 13.Bölüm'den insan hikayeleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="334"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/119255"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/119255" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="400" height="334"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sevdasozleri.blogspot.com"&gt;Söylenmesi Muhtemel Sevda Sözleri&lt;/a&gt;'ni özleyenler için, uzun süre sonra ilk kez bir şiirimi yayınlayacağım. sevdasozleri.blogspot.com 'un sona erişinden 1 yıl sonra yani.&lt;br /&gt;İşte size son şiirim. Ancak çok taze; öyle ki henüz bir adı bile yok. Bu konuda yardımlarınızı bekliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokundukça bana, bana dokundukça&lt;br /&gt;İnsan yerlerimi erkeksiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öptükçe gülü, gülü öptükçe&lt;br /&gt;Kasıklarını kan renksiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktıkça kara, kara baktıkça&lt;br /&gt;Üşüyen gökyüzünü adamsıyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlendikçe ben, ben evlendikçe&lt;br /&gt;Gerçek aşklar yalansıyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdikçe seni, seni sevdikçe&lt;br /&gt;Tutulmamış sözler anımsıyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öldükçe sen, sen öldükçe&lt;br /&gt;Telaşlayan kalbini kendimsiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Bölüm Özeti :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="334"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/118523"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/118523" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="400" height="334"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;Videodaki inşaat işçisi size bir yerden tanıdık geldi mi? Ben söyleyeyim hadi: kendisi, Kurtlar Vadisi'ndeki meşhur Muro'dur efendim. Yukarıdaki özel videoda daha geniş rolü var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Not : Bu blogun Mozilla Firefox ve Internet Explorer görünümleri arasında farklar var. Güzel olanı Mozilla Firefox ile 1024*768 çözünürlükte görünen hâlidir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2612118008427369773-1096249093359075344?l=yeditepeist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/1096249093359075344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2612118008427369773&amp;postID=1096249093359075344' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/1096249093359075344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/1096249093359075344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/2008/04/13blm.html' title='13.Bölüm'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773.post-7980916165515060620</id><published>2008-04-02T16:41:00.007+03:00</published><updated>2008-06-16T13:53:59.125+03:00</updated><title type='text'>12.Bölüm</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Başlarken söylemiştim: Sırf başlayıp bitirebildiğim bir hikayem olsun diye.&lt;br /&gt;İşte sırf bunun için 52 bölümü bitireceğim bu blogda.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne kadar izlememiş bile olsanız, şu videoda Yusuf'a biraz kulak verin bence.&lt;br /&gt;İşte Yusuf'un en güzel satırlarını döktürmeye başladığı, yani "aşk işçisi" olmaya başladığı bölüm. Bakın Yusuf'a neler anlatıyor, neler kuruyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src='http://video.eksenim.mynet.com/flvplayers/vplayer.swf' type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' FlashVars='videolist=http://video.eksenim.mynet.com/batch/video_xml_embed.php?video_id=110318' width='400' height='334'&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani 2 yazı önce demiştim ya “Daha çağdaş göklerde nefes aldırabilmek lazım Türkçe’ye” diye. İşte şimdi öyle bir yakın zaman şairi ile tanıştıracağım sizleri: Nilgün Marmara.&lt;br /&gt;Aslında bu işin, yani gelişen Türk şiirinin geçmişinden getirmek istiyorum lafı.&lt;br /&gt;Hepinize sorayım “Hangi şairleri seviyorsun?” diye. Eminim ki söylenen isimlerin %90’ı vefat etmiş şairlerden olacaktır.&lt;br /&gt;Şiirimizdeki bir gerileme durumunu ve yeni zaman şiirinin içler acısı hâlini ayrıca bir yazı konusu ederiz elbet. Ancak bugün değinmek istediğim, sadece “gelişememe” sıkıntısı.&lt;br /&gt;Müzikte, edebiyatta, kültürde… kısacası sanat ve bununla ilgili her alanda beğenilerimiz gelişmiyor. Kendi çizgisinde ileri gittiği kesin. Bir şekilde yenileniyor; fakat olumsuz anlamda. Bu, kesinlikle bir gelişme değil.&lt;br /&gt;Ülkemizin hâli gibi yani edebiyatımız da. İşte sanatla millet arasındaki ilişki bir kez daha vuruyor yüzümüze. Milletçe sürekli bir doğrultuda ilerliyoruz. Ama çağdaşlaşmıyoruz, tam tersine bağnazlaşıyoruz. 1980’de çıkan bir örtü ile kapanıyoruz artan bir ivme ile…&lt;br /&gt;Konumuza geri dönelim.&lt;br /&gt;Şiirimiz gelişmiyor. Sadece yozlaşma yolunda, aynı kararlılıkta ilerliyor. O zaman ne yapmak lazım? İşte en başta dediğim gibi: Yeni sözler söylemek gerek.&lt;br /&gt;Nilgün Marmara da bunu becerebilmiş şairlerden biri. Kendisi 29 yaşında intihar etmiş ve bu yüzden olgunluk çağı yaşayamamış ve yine sanırım bu yüzden edebiyatımızda kendi has bir yere konularak, hak ettiği itibarı görememiş, nadir bayan şairlerimizden.&lt;br /&gt;Yeni sözcükler ve en önemlisi yeni söz dizimleri denemiş, Türkçe’nin hem duygusal, hem de matematik sonsuzluğunu çeperlerine kadar sömürmüş, duvarlarını sıkıştırarak itmiş bir şairdir.&lt;br /&gt;Bu iletimde sizi sadece bu bayan şairle tanıştırmak gayesindeyim. Bir şiirini hemen bölüm özetinin altında bulacaksınız. Ancak lütfen, şu linkteki diğer şiirlerinin de hepsini okuyunuz:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.siirdefteri.com/?sayfa=sair&amp;sair_id=13835&amp;sair=Nilg%FCn%20Marmara"&gt;Nilgün Marmara Şiirleri&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Bölüm Özeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src='http://video.eksenim.mynet.com/flvplayers/vplayer.swf' type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' FlashVars='videolist=http://video.eksenim.mynet.com/batch/video_xml_embed.php?video_id=110321' width='400' height='334'&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kan Atlası&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;-Emel'e-&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                         "Ben babamın yuvarladığı&lt;br /&gt;                                          çığın altında kaldım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çolak mırıltılarla dövmelenen çocuk&lt;br /&gt;          her gün her gece eğer adasında,&lt;br /&gt;Gözü ağzı elinden alınmış, yosunlar&lt;br /&gt;          sarmış bedenini çığlıklarken bunu&lt;br /&gt;                                             su içinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karada, hançer suratlı abinin rüzgârında&lt;br /&gt;                                     uçar adımları.&lt;br /&gt;Geçmiş ilmeğinde saklıdır arzusu&lt;br /&gt;İçinden karanlık, tekrar ve ilenç&lt;br /&gt;             sızdıran hayret taşında.&lt;br /&gt;Soruyor hatırasında, "sırtımda ve&lt;br /&gt;sırtında gezinen bu ürperti kim,&lt;br /&gt;bir damla süt yerine bu ağu kim?"&lt;br /&gt;ay gözüyle bakmayan kavruk akıllara&lt;br /&gt;                  -boy atmış da salgıları,&lt;br /&gt;                   cücelmiş sezgileri-&lt;br /&gt;bir yanılgı rehavetinde debelenenlere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey, yüzleri&lt;br /&gt;               bir babakuş gölgesine&lt;br /&gt;                                   çakılmış olanlar,&lt;br /&gt;Üzgün adım, ileri marş!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2612118008427369773-7980916165515060620?l=yeditepeist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/7980916165515060620/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2612118008427369773&amp;postID=7980916165515060620' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/7980916165515060620'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/7980916165515060620'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/2008/04/12blm.html' title='12.Bölüm'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773.post-1862565513816608507</id><published>2008-02-27T13:04:00.009+02:00</published><updated>2008-04-02T16:57:54.968+03:00</updated><title type='text'>11.Bölüm</title><content type='html'>Şimdi diyeceksiniz ki "Yahu hani daha sık yazacaktın, ara vermeyecektin bu kadar?"...&lt;br /&gt;Ne deseniz haklısınız ama yeni yazılar yazmak kolay değil, inanın. Eskileri de çıkarıp çıkarıp yayınlamak istemiyorum burada. Öyle olsa Söylenmesi Muhtemel Sevda Sözleri'ni bitirmezdim. Yeni sözler söylemek benim tek gayretim. Öyle "yazmam gerek" diyip yazamıyorum da malesef.&lt;br /&gt;Neyse efendim, buyrunuz.&lt;br /&gt;Ferhan ile Nilgün'ün bir diyaloğu. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bu videoyu izledikten hemen sonra&lt;/span&gt; yazıyı okumanız &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;şiddetle&lt;/span&gt; tavsiye edilir.&lt;br /&gt;Video ve yazı bütünlüğü var burada zira.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="334"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/94341"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/94341" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="400" height="334"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlarım oldu benim. Kızlarım da oldu pekala. Bir yerden sonra bu ayrım da fark etmemeye başladı. İlk öpüştüğü kızla yatmış birinin itirafları işte.&lt;br /&gt;Kadınlarım oldu benim. Nice nice sevdim. Çok çok da sevildim. Çünkü kendimi sevdirmeyi hep bildim. Hile mi yaptım? Ne münasebet, işim olmaz!&lt;br /&gt;Kızlarım oldu benim. Onları da sevdim, ne yalan söyleyeyim. Akran kız çocuklarım...&lt;br /&gt;Ama bütün bunlar olurken değişmeyen tek şey vardı:&lt;br /&gt;Sevdiğim bütün kadınlar terk etti beni. Bu hiç değişmedi.&lt;br /&gt;Peki bu durumda sevmediğim kadınlar da mı oldu yani? Ya da "az sevdiğim" diyelim. İyi de aşkın azı-çoğu olmaz ki.&lt;br /&gt;Neyse, konuya dönersek...&lt;br /&gt;Sevdiğim bütün kızlar terk etti beni. Kadınlar mıydı yoksa? Aman, neyse ne. Artık fark etmiyor işte, benden sonra.&lt;br /&gt;Binlerce doğurttum, binlerce çoğalttım, binlerce ekledim, büyüttüm, süsledim ve kadın ettim.&lt;br /&gt;Ve bütün bunlar olurken değişmeyen tek gerçek: Bütün sevdiklerim terk etti. Böyle daha sevimli oldu sanki cümle. Aynen kalsın.&lt;br /&gt;Şimdi sen merak etmektesin bütün bunları ne diye anlattım ben. Aslında bütün bu okudukların bir giriş bölümünden ibaret. Cesaret toplamak için alkol alır gibi yazdığım satırlar.&lt;br /&gt;Temel nokta ise şu: Sen de gitme n'olur!&lt;br /&gt;Seni büyütmedim, seni çoğaltmadım. Başkaca ahlaksız şeyler yapmış olabiliriz ama inan her işimi kalbimle becerdim ben. Lütfen sen de gitme. Bari, en azından sen gitme. Üzülmekle kalmam yoksa.&lt;br /&gt;Yalvarırım biraz daha izin al "o"ndan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="300" height="80"&gt;&lt;param name="movie" value="http://media.imeem.com/m/9Iq3AY5Sb1/aus=false/"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://media.imeem.com/m/9Iq3AY5Sb1/aus=false/" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="110" wmode="transparent"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Bölüm Özeti :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="334"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/94321"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/94321" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="400" height="334"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2612118008427369773-1862565513816608507?l=yeditepeist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/1862565513816608507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2612118008427369773&amp;postID=1862565513816608507' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/1862565513816608507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/1862565513816608507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/2008/02/11blm.html' title='11.Bölüm'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773.post-8202749940699287772</id><published>2008-02-08T18:40:00.000+02:00</published><updated>2008-02-12T23:35:05.651+02:00</updated><title type='text'>10.Bölüm</title><content type='html'>Sınavlarımdan dolayı çok ihmal ettim sizi, biliyorum. Ama söz, bundan sonra böyle olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lütfen izleyin / dinleyin Yusuf'u:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Dalgınmışım! Sözler birikmiş içimde, hepsini yarına bırakmışım. Yarına, eskimeye...&lt;br /&gt;Şimdi baksam, gözüme çarpar mı? Baksam gözüme çarpar mı aşkı gösteren işaretler?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="334"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/86514"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://video.mynet.com/e/86514" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="400" height="334"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Çağrıdır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazıl Hüsnü Dağlarca...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=0&amp;cbVideo=3082&amp;cbQuality=1"&gt;İzlemek için tıklayın&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün edebiyatımızın neredeyse yüzyıllık çınarı ile yapılan son derece keyifli bir sohbeti izledim NTV'de. Öyle güzel şeyler anlatıyor ki defalarca kahroluyorum Orhan Veli'li o yıllarda yaşamadığıma, bir edebiyat dergisi alamadığıma, Boğaz vapurlarından birinde Behçet Necatigil'e rastlayamadığıma, bir rakı sofrasında bu şairlerin yeni mısralarını heyecanla açmadığıma...&lt;br /&gt;"Üzülüyorum" diyor Dağlarca, "&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Yüksek yerlere gelip de Türkçe konuşamayanları gördükçe üzülüyorum. Bunlar, içimize sokulmuş tanklar, tüfeklerdir&lt;/span&gt;"...&lt;br /&gt;"&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Okay mi?&lt;/span&gt;" diye basına soran bir ekonomi bakanımız var bizim, biliyorsunuz değil mi?&lt;br /&gt;Bir de edebiyat işçileri var. Canla başla çalışan, Orhan Veli'nin deyimi ile &lt;span style="font-style:italic;"&gt;tek özelliği edası olan&lt;/span&gt; bir söz sanatına hayat vermek için uğraşan. Kimileri benim gibi vasıfsız işçi, kimileri Can Yücel gibi ağır usta. Ama değişen bir şey yok. Hepimiz aynı şey için uğraşıyoruz.&lt;br /&gt;Neden yazıyorum ben? Cemal Süreya'nın deyişiyle: &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Daha çağdaş göklerde nefes aldırabilmek Türkçe'ye&lt;/span&gt;. Tek kaygı bu. Daha çağdaş, daha evrensel, daha geniş göklerde soluk aldırmak Türkçe'ye...&lt;br /&gt;Bu bakımdan uğraşıp didinmek lazım. Yeni söz dizimleri, yeni söyleyişler, yeni vurgular türetmek lazım. Doğurtmak lazım Türkçe'yi evrensel yataklarda; doğurtmak ve çoğaltmak binlerce, milyonlarca.&lt;br /&gt;Artık söylenmiş sözleri tekrarlamak zamanı değil. Yarının folklorunu üretmek zorundayız hanımlar, beyler. Artık dar gelmeli bu gökler Türkçe'ye, dile, hatta alfabeye. 29 harfle anlatılamamalı özler.&lt;br /&gt;Özü kovalayan imgedir satırlar. Hiçbir zaman da yakalayamaz. Hangi esaslı cümle titretebilir ki içinizi sevdiğinize dokunduğunuz an kadar? O zaman mesele ne? Mesele, imgeyle özü kardeş kılabilmekte.&lt;br /&gt;Yalvarırım bırakın artık söylenmiş sözleri tekrar ve tekrar ve tekrar söylemeyi. Gelin cümlenin öğelerini öyle bir ayıralım ki sizle... Mesela diyelim ki "&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Bir de var sen koynumda yatıyorsun&lt;/span&gt;". Varsın koca gözlüklü Divan edebiyatçıları anlamasın yazdıklarımızı, koymasınlar ders kitaplarına da. Ama gelin 40 yıl sonra doğacak çocukların dilini konuşalım sizinle.&lt;br /&gt;Yalvarırım gelin, hepinizi çağırıyorum. En olmadık, en anarşist, en yağmacı yerlere sokuverelim anlam değiştiren ekleri. Yeni kelimeler doğurtalım heceledikçe. "İnsan yerlerimi erkeksiyorum" diyelim mesela; yada "Kasıklarını kan renksiyorum" diyelim. Varsın uğraşıp dursun ezberciler kafiye mi yaptık, redif mi yoksa... Biz 40 yıl sonra doğacak altın sarısı çocukların aydınlık dilini yaratalım, gelin.&lt;br /&gt;Yalvarırım içini dolduruverelim şu kelimelerin. Böylece sözcüklere serpelim kıvamını özlerin. Eşsesli, eş anlamlı, yansıma, topluluk ismi... Umrumda değil, gerçekten değil, inanın değil. Benim derdim başka. Hani bir tek kelime sadece, bir aşure kazanı gibi olsa misal. İçinde her şeyden olsa ama tek kelime olsa. Herkes kendi kaşığıyla tadına baksa. "Aşk" mesela. Yeni sözler keşfedelim, yeni kıtalar bulur gibi okyanusta. "Sevda" gibi, söylendiğinde milyon renk saçan sözcükler.&lt;br /&gt;Yalvarırım okuyun bin yıl önce ne demiş Mevlana:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Dün dünde kaldı cancağızım&lt;br /&gt;Bugün yeni sözler söylemek gerek...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Bölüm Özeti&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="334"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/86513"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://video.mynet.com/e/86513" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="400" height="334"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sev Dedi Gözlerim&lt;br /&gt;&lt;object width="300" height="80"&gt;&lt;param name="movie" value="http://media.imeem.com/m/SEgTrEE7wz/aus=false/"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://media.imeem.com/m/SEgTrEE7wz/aus=false/" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="80" wmode="transparent"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2612118008427369773-8202749940699287772?l=yeditepeist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/8202749940699287772/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2612118008427369773&amp;postID=8202749940699287772' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/8202749940699287772'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/8202749940699287772'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/2008/02/10blm.html' title='10.Bölüm'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773.post-6145764447654374902</id><published>2008-01-02T19:42:00.000+02:00</published><updated>2008-01-02T20:05:08.449+02:00</updated><title type='text'>9.Bölüm</title><content type='html'>Uzun zamandır yoktum, yeni gönderi ekleyemedim.&lt;br /&gt;Bunun için okuyucularımdan özür dilerim.&lt;br /&gt;Önümüzdeki günlerde daha sık ekleme yaparak açığı&lt;br /&gt;kapatmak isterim. Ama söz veremiyorum; zira final dönemi&lt;br /&gt;başlamak üzere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Cerrahların kralı gelse...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="334"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/68716"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/68716" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="400" height="334"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazır yeri gelmişken Yeditepe İstanbul Blogu ile ilgili birkaç söz söylemek isterim...&lt;br /&gt;Bu blog, bir dizi blogudur, evet. Ama sıradan bir dizi değil; hayatlarımızı derinden etkileyen bir dizi. Ben, bunu herkesle paylaşmak istedim. Herkesin aklında en azından bir tek kare kalsın istedim harbi İstanbul'a dair.&lt;br /&gt;Bundan önceki 2 blogumu (sevdasozleri ve gndm) okuyucular için yapmıştım. Sevda Sözlerini o denli sahiplendiniz ki, kendimde yeni işler yapmak için güç buldum. Ve sonra Gündemdekiler geldi. Siyaset gündeminin en hareketli olduğu dönemde, çok zor, çetrefilli ve ciddi bir iş yaptım.&lt;br /&gt;Fakat bunlardan sonra, artık bazı yayıncı kaygılarından uzak, sadece kendim için bir iş yapmak istedim ve şu an okuduğunuz Yeditepe İstanbul Blogu'nu oluşturdum. Kısacası: Bu blogu kendim için yapıyorum, sizlerin kaygısından uzak. Belki de bu yüzden benim daha çok içime siniyor, hesapsız kitapsız. Ve belki de bu yüzden sizler seviyorsunuz ve okuyorsunuz bu blogu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bölüm biraz Ferhan'ın bölümü olsun. İşte size Ferhan'dan iki hikaye...&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="334"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/68714"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/68714" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="400" height="334"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blogun başında Yusuf'un sözü yazıyor ya "Sırf başlayıp bitirebildiğim bir hikayem olsun diye"... Benim için de böyle bu. Zira ben de aynen Yusuf gibi "Bıktım ardımda yarım kalmış hikayeler taşımaktan" ve bu blog, 47. bölüm gelip bittiğinde geriye bakıp, kendimle gurur duymak istiyorum; Blogger denen günlük tüketim mezarlığına kalıcı bir iz bırakmak, kendi adıma. Hepsi bundan ibaret... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;9. Bölüm Özeti&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="334"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/68672"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/68672" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="400" height="334"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Müze yaparım bu evi, aşkımın müzesi. Gelir bütün gün burada ağlarım. Burada doğrarım kendimi...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2612118008427369773-6145764447654374902?l=yeditepeist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/6145764447654374902/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2612118008427369773&amp;postID=6145764447654374902' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/6145764447654374902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/6145764447654374902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/2008/01/9blm.html' title='9.Bölüm'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773.post-2694378108696184712</id><published>2007-12-17T15:35:00.000+02:00</published><updated>2007-12-17T16:03:13.012+02:00</updated><title type='text'>8.Bölüm</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Benim bir hikayem yok.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sen bu mahalleye gelinceye kadar...&lt;br /&gt;&lt;object height="250" width="350"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/63976"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/63976" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="250" width="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;Ali'nin hayatı bu bölümde de akıp gidiyor.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;Seninle balığa çıkmayı nasıl sabırsızlıkla beklediğimi tahmin edemezsin...&lt;br /&gt;&lt;object height="250" width="350"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/63978"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/63978" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="250" width="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size sorsam şimdi : &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Müzik olsaydınız ne olurdunuz?&lt;/span&gt; diye. Çok garip bir soru, kabul ediyorum. Herhalde ben Sanat Müziği'nden bir eser olurdum. Ama hangi eser, bunu düşünmem lazım. Siz de düşünedurun, Duru bakın insanları nasıl iliştiriyor müziklere...&lt;br /&gt;&lt;object height="250" width="350"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/63974"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/63974" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="250" width="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylardan bir soğuk aralık. Güzel bir İstanbul gecesi, her yer ışıl ışıl, şehir ışıklarını görseniz. Ufacık ufacık ne güzeller bir arada durunca...&lt;br /&gt;Bir Rum Meyhanesi'nde şarkılar söyleniyor, danslar ediliyor, sohbet desen dibine kadar, her şeyin! İçilen rakının hesabı tutulmuyor, masada kaç çeşit meze var inanın saymadım. Yemekler sonra, meyveler mesela...&lt;br /&gt;3 tarafı deniz görüyor oturduğumuz yerin. Boğaz, Haliç, Karaköy, Eminönü... Hepsi ayağımızın altında. Işıklar vuruyor denize gemilerden, evlerden, arabalardan, dükkanlardan, okullardan, meyhanelerden, köprülerden.&lt;br /&gt;Ve bir anda gözümü alıveriyor ufacık, minicik, karanlıkta bile zor fark edilecek kadar bir şehir ışığı. Yakınlaşmaya başlıyor gözlerim. Göremiyorum nereye ait, evin birinden süzülüp çıkmış işte, denizi aşıp gözlerime gelivermiş.&lt;br /&gt;Neden sonra, düşünmeye başlıyorum. Biz orada bütün o ışıklara bakarken, bir bütünün güzelliğine karşı içki içip şarkılar söylerken, her bir ışığın altında ayrı bir hikaye yaşanıyor.&lt;br /&gt;Onlar bizim farkımızda değil muhtemelen; çünkü biz de onlar için bir tek ışıktan ibaretiz, nereden geldiği bilinmeyen. Biz de onlar için bir ışıklar yapbozunun küçücük parçasıyız. Eksik olsak fark edilir miyiz? Tek başımıza asla!&lt;br /&gt;Işıklar geçiyor gözlerimin önünden, evler, sokak lambaları belki yüzüme vuran denizin ardından. O ışıkların birinin altında belki kız istenmekte tam o an, birilerinin hayatı değişmekte yani. Bir adam intihar ediyor belki, düşünsenize kendinizi onun yerine koymayı bir. Sokak lambalarında çocuklar koşturuyor. Çocuklar ölüyor sokaklarda ah! Pırıl pırıl, küçücük, tertemiz çocuklar ölüyor gece yarısı. Bir adam karısını dövüyor, bir kadın kocasını bıçaklıyor. Bir gelinin kına gecesi yapılmakta ve söylenen türküyle ağlamakta annesi. Bir bebek doğuyor biliyorum o ışıklardan birinin altında. Sevgililer sevişiyor, kırmızı bir ışık var çünkü, anlıyorum; sevgililer öpüşüyor yada, kan revan içinde...&lt;br /&gt;Ve bütün bunlar olurken ben önce rakımı koyuyorum bardağıma, sonra suyumu ve iki de buz atıyorum; şarkı söylemeyi kesip bir yudum alıyorum ağzıma. Sonra...&lt;br /&gt;Sonra o kadın dayak yiyor, o güzelim çocuklar ölüyor, bebek doğuyor. Ben, şehrin ışıklarına bakıyorum, yüzlerce binlerce, milyonlarca... Onlar benden habersiz, ben onlardan. Hepimiz, kocaman varlıklarımızı kaybedip şehrin o doymaz karanlığına inat, bir bütünün küçücük parçaları olarak yaşayıp gidiyoruz...&lt;br /&gt;Şimdi, bunu okuduysanız pencrenizden şehir ışıklarına bakar mısınız? Ne görüyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Bölüm Özeti :&lt;br /&gt;&lt;object width="350" height="250"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/63922"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/63922" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="350" height="250"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2612118008427369773-2694378108696184712?l=yeditepeist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/2694378108696184712/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2612118008427369773&amp;postID=2694378108696184712' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/2694378108696184712'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/2694378108696184712'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/2007/12/8blm.html' title='8.Bölüm'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773.post-2254796134509331996</id><published>2007-12-04T15:00:00.000+02:00</published><updated>2007-12-05T14:51:49.517+02:00</updated><title type='text'>7.Bölüm</title><content type='html'>Zaman zaman dizinin müziklerinden böyle ufak aktarmalar yapacağım. Çokça sorulan jenerik müziğini de ilerleyen&lt;br /&gt;zamanlarda sizlerle paylaşacağım mesela.&lt;br /&gt;Şimdi, Ali'nin kayıp zamanlarını anlatan bir melodi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="80" width="300"&gt;&lt;param name="movie" value="http://media.imeem.com/m/uDUdYkxXu2/aus=false/"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://media.imeem.com/m/uDUdYkxXu2/aus=false/" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="80" width="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim de cep telefonu melodim olan bu müziği indirmek için : &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a style="font-style: italic;" href="http://rapidshare.com/files/74218190/yi_alikayip.mp3.html" target="_blank"&gt;http://rapidshare.com/files/74218190/yi_alikayip.mp3.html&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahallenin yeni berberi Ferhan'ın çok güzel hikayelerini sıkça dinleyeceğiz. Birçok kez yüreğimize dokunacak, acıtacak içimizde bir yerleri; bazen de gülümsetecek. İşte Ferhan'ın ilk hikayeleri...&lt;br /&gt;&lt;object height="250" width="350"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/60146"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/60146" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="250" width="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7.Bölüm, özetini çıkarırken en çok zorlandığım bölümlerden biri oldu. Zira o kadar çok şey oldu ki bu bölümde, o kadar çok şey değişti ki. Mutlaka izlenmesi gereken bölümlerden biri. Bilhassa Ömer'in yaptıkları. Tabi atladığım yerler de oldu bu durumda. Kusuruma bakmayınız artık...&lt;br /&gt;&lt;object height="250" width="350"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/60238"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/60238" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="250" width="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yusuf diyor ya "Mahallenin romanını yazacağım. Adı da 'Sazanların Tarihi' olacak" diye. Nette bir yazı buldum konuyla ilgili. İz Edebiyat'ta Hatice Gök tarafından yazılmış. Aynen paylaşıyorum:&lt;br /&gt;&lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;Türk dil kurumu sözlüğüne göre, “Öğretim”in tanımı: “Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim”. Yine aynı sözlükte “Eğitim”in tanımı ise: “Belli bir bilim dalı veya sanat kolunda yetiştirme, geliştirme ve eğitme işi”....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkokul sıralarında başlar tarih “öğretimi...” Tarih “eğitimi” almayız da öğretilir sadece nedense. Eee amaç öğrenim olunca, çoğumuzun amacı da, verilen bilgi neyse, onu hafızaya alıp; dersten geçmektir sadece.Tarihi birçok olay hakkında düşünme ve farketme süzgeci kullanılmaz.Lisede bile 2. dünya savaşı ve günümüze kadar gelen olaylar ve nedenleri anlaşılmadan, öğrenilmeden başlar üniversite basamağı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında ise bir de bakmışız ki “BÜYÜMÜŞÜZ”. Emeğimizi ve zamanımızı sistematize etme çağına gelmişiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyümenizin üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra, birikmiş yaşanmışlıklar ilk iş gününüzü getirir aklınıza. O ilk zamanlarda, yüreğinizin doğru diye haykırdığı çıkarsamaları, tam da kelimelere döküp söylemişken siz; saygı değer iş dünyasının, hemen akabinde söylediği “Sazan gibi atlama sen!!” şeklinde susturucu bir ses çınlar kulaklarınızda. Belki de hayatınızın renginin sarsıldığı nadir anlardan biriyle karşı karşıya kalışınızın ilklerinden biridir bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte sazanların, bir tarihi olduğunu farkediş tam da bu zamana tekabül eder..Yaşananlar kare kare geçmeye başlayarak bir bütün oluşturmaya başlar yavaş yavaş gözünüzde.Eğer gözleriniz varsa tabi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmaya başlarsınız sonra sazanı. Öğrenirsiziniz “Sazanın” bir dip balığı; pullu ve pulsuz birçok çeşitleri olduğunu; renk ve biçimlerinin yaşadıkları ortama göre değiştiğini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sazanlar hakkında sorulan sorulara kolayca cevap vermeye başlarsınız yavaş yavaş. Sizin de ilk aklınıza gelen sorulara cevap verelim mesala. Nasıl mı yaşarlar? Dipleri karıştırıp, suyu bulandırarak. Nasıl mıdırlar? Çevik ve hareketli balıklardır. Nasıl mı devam ettiriler hayatlarını? Sürüyle dolaşarak. Unutmadan şunu da ekleyelim ki bu balıkların irileri iyi pişirildiğinde eti beğenilir. Üç yılda erginleşirler. Sazanların 100 yıl kadar yaşadığı söylenirse de, ömürleri normal olarak 40-50 yıl kadardır. Balıkçılar bunları harekete geçirmek için gürültülü sesler çıkarırlar.Ağla bol miktarda avlanırlar. Bin yıldan beri insanlarca suni olarakta yetiştirilen sazan balığından insanlar tarafından çesitli süs balıkları türetilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalara göre, Sazan olarak yaşamak kolay değilmiş ama.Hemen ağlara takıldıkları için, diplerde yaşayarak bir dip balığı ünvanını devam ettirmek zormuş onlar için. En kolay yakalanan balık ünvanını boşuna hak etmemiş. Elinizi denize atsanız, elinizle bile yakalayacağınız kadar kolaymış onları yakalamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sazanların bazıları yakalandıktan hemen sonra, üst katı (özel) üniversite, alt katı alışveriş merkezi olan tuhaf bir yerin derin dondurucusunda yenmeye hazır beklermiş alıcılarını... Hani diğer balıklara göre büyük bir balık olduğu için kendisini belki de bir kişi değil bir topluluk satın almak isteyebiliyormuş.Onlar da önce biraz tadına bakıp beğenirlerse başını bile pişirerek yiyorlarmış sevgili sazan balığını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşeyden önce sazanların tarihini mi öğrenmek gerek? Dipte yaşayıp daha sonra suyun üstüne doğru çıkmaya başlamak ve kolayca ağlara takılmamanın yollarını mı aramak mesela?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevap olarak, derim ki: Lütfen sazanların tarihini, amacını ve devam edegelen hayatını görüp farkedelim.Diplere yolculuk yapıp, ağlara takılmamayı öğrenene kadar o dipte kalıp, sonra suyun kaldırma gücüne bırakalım kendimizi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geyiklerle ilgilenip, tek ilgi alanımızı onlara yönelterek, onları özenle yetiştirmeye çalışmayı bırakalım.Geyiklerin tarihi üzerine yazılmış kitaplar kadar sazanların tarihi üzerine de yazılmış yüzlerce kitap bulunmaktadır.Bu kitaplardan biri de Yeditepe İstanbul’da yaşayan “Yusuf Gülseçen” tarafından yazılmıştır. Bu kitap “best seller” diye tarafımızca anlamı bilinmeyen (İngilizce konuşmadığımızdan mı acaba?) bir tanımlama altında okumaya sunulan birçok kitabın bulunduğu raflarda değildir.Ama o raflara uzak diğer raflardan birinin en dip kısmında bulunmakta olup; gözden ırakta bulundurulmasına rağmen, birçok okuyucuya ulaşmıştır ve ulaşmaya da devam etmektedir.&lt;br /&gt;Sözün sonu ağlara yakalanmadan, yolumuza devam etmek için hoşça, dostça diyerek gitme vakti...&lt;br /&gt;                                           &lt;br /&gt;Hatice Gök&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2612118008427369773-2254796134509331996?l=yeditepeist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/2254796134509331996/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2612118008427369773&amp;postID=2254796134509331996' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/2254796134509331996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/2254796134509331996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/2007/12/7blm.html' title='7.Bölüm'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773.post-651584985423652424</id><published>2007-11-25T14:10:00.000+02:00</published><updated>2007-11-25T15:53:55.688+02:00</updated><title type='text'>6.Bölüm</title><content type='html'>Geldik en can alıcı bölümlerden birine. Bundan önce izlememiş olanlar lütfen burdan başlasınlar bu masalı benimle takip etmeye.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Üstelik artık Youtube ile küstük. Bu yüzden videoları çok daha hızlı, herkesin takılmadan izleyebileceğini tahmin ettiğim bir yere yüklüyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havva Ana'dan hayat...&lt;br /&gt;&lt;object width="350" height="250"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/57541"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/57541" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="350" height="250"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani daha önce de sormuştum ya: Sizce aşk nedir? diye. Aşk budur işte. Ömer göstersin size aşkı, buyrun:&lt;br /&gt;&lt;object width="350" height="250"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/57610"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/57610" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="350" height="250"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç kişi kaldık azizim, sevgilisine aşk mektubu yazmayı hüner sayan? Kaç kişi kaldık mürekkebi damlayan bir kalemle tek telaşı güzel cümleler kurmak olan? Gece pencerenin kenarında bir kağıdı Türkçe ile süslemeyi marifet bilen, kaç kişiyiz?&lt;br /&gt;Aşk mektupları cüretkârdır en başta. Çünkü o en güzel cümlelerin en dokunaklı yerinde sevdiğinin hayal kırığı bakışlarıyla karşılaşma olasılığın yoktur mesela. Yada büyük bir cümlenin, içinden defalarca prova ettiğin yerinde sözünün kesilme olasılığı da yoktur. Sen nasıl hayal ediyorsan sevdiğini o mektubu okurken, öyle söylersin içindekileri. Aşık da sensindir yazarken, maşuk da sen… Bu yüzden cüretkârdır her şeyden önce aşk mektupları. Sakınmaz en patavatsız cümlelerini.&lt;br /&gt;Aşk mektupları bir o kadar da acizdir aslında. Defalarca yırtıp atılır kağıtlar, hiç olmadı üstü çizilir “bunu temize çekerim” niyetiyle. Çünkü yazan bilir ki ne yaparsa yapsın, ne kadar tasavvur ederse etsin, yetmeyecektir cümleleri içindekini anlatmaya. İnsan kalbini de söküp koyamaz ya kağıdın üstüne… Koca evrende o küçücük aşkına yaklaşmaya çalıştırır cümlelerini, bir Tanrı misafiri çekingenliğiyle ve dünyanın en gururlu acziyetiyle.&lt;br /&gt;Aşk mektupları yıkıcıdır. Çoğu zaman bir son hamledir çünkü ve bu yüzden umursamaz ardını, ötesini, berisini… Kaybedecek bir şeyin kalmadığı anlardır onlar, bilir misiniz siz? O güne kadar susulmuş şeyleri bütün duvarların üstüne salıp deviriverir. Artık yeni sınırlar çizer aşk mektupları, yeni çizgiler çizer, kendi dünyasında.&lt;br /&gt;Aşk mektupları melankoliktir. Hani canlanıp beden bulsa sen ben gibi; elinde rakısı (yok yok şarabı galiba), deniz kenarında ateşini yakmış, taşa oturmuş, mehtabı izleyen bir adam oluverecek öyle. Derdi yok, tasası yok… Sanki bütün o büyük sözleri eden o değilmiş gibi. Tek derdi biraz şarap, biraz deniz, biraz zaman ve çokça aşk…&lt;br /&gt;Aşk mektupları “bir adım daha atsak sanki her şey düzelecek”tir.&lt;br /&gt;Aşk mektupları sabır işidir.&lt;br /&gt;Aşk mektupları bir mücadeledir, en başta kendinle.&lt;br /&gt;Aşk mektupları eskidir, kirlenmemiş olandır eskilerden.&lt;br /&gt;Aşk mektupları bir güvercinin ayağına iliştirilmiş şiirlerin şairleriyle dost kılar seni.&lt;br /&gt;Aşk mektupları sarı kokar.&lt;br /&gt;Aşk mektupları el yazısıdır, elin yazısıdır.&lt;br /&gt;Ve en nihayetinde aşk mektupları kalbinin ipotek senedidir, sevgiliye…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Bölüm özeti:&lt;br /&gt;&lt;object width="350" height="250"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/57537"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/57537" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="350" height="250"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın bakalım Yeditepe İstanbul'dan geçen bu ünlüyü tanıyacak mısınız? Tabi bu ilk rolü, yeni yeni tutunmaya çalışıyor oyunculukta. O zamanlar kimsenin dikkatini bile çekmiyor...&lt;br /&gt;&lt;object width="350" height="250"&gt;&lt;param name="movie" value="/e/57539"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://vdo.mynet.com/e/57539" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="350" height="250"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Şu şehre bir bakın&lt;br /&gt;Belki fikriniz değişir...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.fikribol.com/resources/istanbul_kizkulesi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://www.fikribol.com/resources/istanbul_kizkulesi.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2612118008427369773-651584985423652424?l=yeditepeist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/651584985423652424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2612118008427369773&amp;postID=651584985423652424' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/651584985423652424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/651584985423652424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/2007/11/6blm.html' title='6.Bölüm'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773.post-2632562659116000488</id><published>2007-11-05T22:13:00.000+02:00</published><updated>2007-11-06T11:36:53.034+02:00</updated><title type='text'>5.Bölüm</title><content type='html'>Berber Remzi, yeni dünyaya gitmek için mahalleye veda eder...&lt;br /&gt;Hani derler ya "Sonbahar bana ayrılığı hatırlatır" diye. Asıl ayrılık bana sonbaharı hatırlatır. Ve hafızama yer eden bir sevdiğimin ölümü denk gelmese de bu mevsime, ölümü çağrıştırır hep. Belki de bir güz akşamı öleceğimdendir. Belki idea olarak ruhumuza önceden bu bilgi konulmuştur, yani öleceğimiz zamanın bilgisi...&lt;br /&gt;Ayrılık ve ölüm. Ah ne candan dostlarsınız siz birbirinize!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="350" height="250"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/sx_D4GV8524"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/sx_D4GV8524" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="350" height="250"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk Problemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veda sözleri söylenmeden&lt;br /&gt;Ve son mektuplar yazılmadan&lt;br /&gt;Bitirdiğimiz aşkların kaç tanesinde&lt;br /&gt;Kalbimizin kaçta kaçını emanet bıraktık&lt;br /&gt;Ömrümüzü dilim dilim paylaştıklarımıza?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Bölüm Özeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="250" width="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/jXR9tLBbTHA&amp;amp;rel=1"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/jXR9tLBbTHA&amp;amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="250" width="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bir sonbahar günü aramızdan ayrılan Erdal İnönü'yü saygıyla anıyorum.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2612118008427369773-2632562659116000488?l=yeditepeist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/2632562659116000488/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2612118008427369773&amp;postID=2632562659116000488' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/2632562659116000488'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/2632562659116000488'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/2007/11/5blm.html' title='5.Bölüm'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773.post-5193380821461320588</id><published>2007-10-29T20:18:00.000+02:00</published><updated>2007-10-29T22:07:49.884+02:00</updated><title type='text'>4.Bölüm</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu gönderi, cumhuriyetimize en üst seviyede sahip çıkmamız gereken dönemde, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda, vatan için canını veren şehitlere ve ulusça anlamaya en çok ihtiyacımız olan vatansever Deniz'e ve arkadaşlarına ithaf edilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Hatırla Sevgili dizisinde gösterdi bu hafta Taylan'ın vuruluşunu...&lt;br /&gt;ABD'nin uşağı olmayalım diye mücadele veren vatanperver çocuklar...&lt;br /&gt;Ne güzel, ne aydınlık, ne iyi çocuklardınız siz...&lt;br /&gt;Yazık oldu hepinize...&lt;br /&gt;Ali gibi dağıldınız, uyudunuz, uyutuldunuz, vuruldunuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="250" width="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/6woHwSl6XtQ&amp;amp;rel=1"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/6woHwSl6XtQ&amp;amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="250" width="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: rgb(128, 64, 0);"&gt;&lt;a name="2"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" align="justify"&gt;&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: rgb(128, 64, 0);"&gt;&lt;a name="2"&gt; &lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;     &lt;p style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" align="justify"&gt;     &lt;span class="smalltext"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-left: 0px; margin-right: 0px; font-style: italic;" align="justify"&gt;&lt;span class="smalltext"&gt;Son Sardunyalar - Sezen Aksu&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" align="justify"&gt;&lt;span class="smalltext"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ah o yazlık     sinemalar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     Kapı önü akşamları &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     Saksıda son sardunyalar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     Avluda elektron yazmaları &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     Ah ne kahraman, ne cesur &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     Ne güzel çocuklardık &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     Her yeni günü ümitle &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     Nasıl kucaklardık &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     Hem utangaç hem hevesli &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     Mektepli sevgililerdik &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     Pek kırılgan pek acemi &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     Bir söyler bin gülerdik &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     O pür telaş piyasalar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     İlk sevda ilk gözyaşları &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     Yolları gurbete bağlar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     Hep o gönül şarkıları &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     Ah kaldırımlar biliyor  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     Bir devir muhteşemdik &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     Güz güneşinden hüzünlü &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;     İlk yazdan şendik&lt;/span&gt; &lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="80" width="300"&gt;&lt;param name="movie" value="http://media.imeem.com/m/1pTp2jHtis/aus=false/"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://media.imeem.com/m/1pTp2jHtis/aus=false/" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="80" width="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz Gezmiş in son mektubu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;6 Mayıs 1972&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Baba,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Mektup elinize geçmiş olduğu zaman, aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben, ne kadar üzülmeyin desem, yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat, bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler yapabilmektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki, benden önce giden arkadaşlarım, hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de etmeyeceğimden şüphen olmasın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu yola bilerek girdi. Sonunda da bu olacağını biliyordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Seninle düşüncelerimiz ayrı ama, beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, (…) anlayacağını inanıyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Cenaze için, avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara´da 1969´da ölen arkadaşım Taylan Özgür´ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul´a götürmeye kalkma.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Son anda, yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir seni, annemi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Oğlun Deniz Gezmiş&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Bölüm Özeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="250" width="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/3RUB-h6uVZ4&amp;amp;rel=1"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/3RUB-h6uVZ4&amp;amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="250" width="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2612118008427369773-5193380821461320588?l=yeditepeist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/5193380821461320588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2612118008427369773&amp;postID=5193380821461320588' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/5193380821461320588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/5193380821461320588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/2007/10/4blm.html' title='4.Bölüm'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773.post-2945267053075392966</id><published>2007-10-21T20:05:00.000+03:00</published><updated>2007-10-21T21:14:08.259+03:00</updated><title type='text'>3.Bölüm</title><content type='html'>&lt;object width="350" height="250"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ix1ZwJotp8I"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/ix1ZwJotp8I" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="350" height="250"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında hepinize sormak isterdim : "Sizce aşk nedir?" diye. Ama bu çok zor bir talep olurdu. Tabi isteyenler yorumlarda yazabilir bunu. Fakat ben şimdilik sadece kendi tanımımı yazacağım, biraz karışık olsa da...&lt;br /&gt;Aşk, kendi var olduğu yerde başka hiçbir varlığın var olmasına izin vermeyen bir yokluktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;br /&gt;Ben bakarken, kanayan bir şehir oluyor yüzün...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="350" height="250"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/0Nzx_wNbLME"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/0Nzx_wNbLME" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="350" height="250"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.....&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kan var bütün kelimelerin altında&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bir gül al eline sözgelimi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kan var bütün kelimelerin altında&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Beş dakka tut bir aynanın önünde&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kan var bütün kelimelerin altında&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sonra kes o aynadan bir tutam&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Beyaz bir tülbent içinde&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Koy iç cebine&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bütün bir ömür kokar o ayna&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kan var bütün kelimelerin altında&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;İşte o kandır senin gülüşün&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sızmıştır hayatın derinlerine&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Siyahtır orda kırmızıdır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Daldan dala atlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sever çocuklara anlatılan masalları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ama iş savunmaya gelince&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yalnız alevi savurur&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ve güneşin solmaz çekirdeğini&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yalnız doruklarda&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Umulmadık bir gün olabilir bugün&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kan var bütün kelimelerin altında&lt;br /&gt;                               &lt;br /&gt;                                  Cemal Süreya&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Bölüm Özeti :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="350" height="250"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/4AY5BFRvQLU"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/4AY5BFRvQLU" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="350" height="250"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kızların, sevdikleri oğlana pencereden kibrit kutusu içinde mektup attığı yerde yaşamak istiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2612118008427369773-2945267053075392966?l=yeditepeist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/2945267053075392966/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2612118008427369773&amp;postID=2945267053075392966' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/2945267053075392966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/2945267053075392966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/2007/10/3blm.html' title='3.Bölüm'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773.post-1127191571295804093</id><published>2007-10-17T18:49:00.000+03:00</published><updated>2007-10-17T19:39:52.964+03:00</updated><title type='text'>1. ve 2. Bölüm Özeti</title><content type='html'>&lt;object height="250" width="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Ey3QLi2WGz0"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/Ey3QLi2WGz0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="250" width="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece 3 gün yayında kalacak bu iletimde, ilk 2 bölümün özeti ve dizinin jeneriği var. Hatırlamak isteyenler yahut “O kadar uzun videoları izleyemem ki” diyenler için yayınlıyorum. Pazar gününden itibaren masal akmaya devam edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="250" width="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/eAtTDq2Cgd8"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/eAtTDq2Cgd8" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="250" width="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sefer edebiyata yaslanan bir yazı da yazmayacağım. Biraz daha nesnel konulardan bahsedeceğim. Mesela dizilerden, TRT’nin altın yılından, oyunculardan… Jeneriği boşuna koymadım, anlayacağınız.&lt;br /&gt;47. Bölümün sonuna geldiğimizde hepiniz göreceksiniz ki bu dizinin en büyük özelliği oyuncuları ile özdeşleşmiş karakterler görüyoruz. Daha doğrusu, o rolü başka kimsenin oynayamayacağı, oynasa da yakışmayacağı roller. Mesela Havva Ana rolünü Meral Okay’dan; Olcay rolünü Zuhal Olcay’dan; Ömer rolünü Ruhi Sarı’dan vb… daha iyi kim oynayabilir? Hele ki Ali rolünü Uğur Polat’tan?&lt;br /&gt;Bir dizinin iyi olup olmaması, genel tabirle tutup tutmamasının temel noktalarından biri de bu. Sanırım yine bu sebepledir ki bu dizide ilk ciddi deneyimlerini yaşayan ve o zaman meşhur olmayan yada az meşhur olan oyuncular, şimdi birçok dizide başrol oynuyorlar ve Türkiye’nin sayılı aktör/aktrisleri arasına girdiler. Örneğin Özgü Namal’ı bu dizide tanıma fırsatı bulduk. Hatta Emre Kınay’ı ve Oktay Kaynarca’yı da meşhur etti bu dizi. Meral Okay’ı ilk kez bu dizide kamera önünde görebildik. Ruhi Sarı’nın ilk televizyon macerası. İlerleyen bölümler göreceksiniz ki Asuman Dabak gibi birçok meşhur oyuncu, yan rollerde yada figuran olarak çıkacaklar karşımıza. O zamanlar başrol verilmeyecek düzeyde oyuncular nitekim.&lt;br /&gt;Ali Ulvi Hünkar gibi muhteşem bir senaryoya yakışan müzikler Derya Köroğlu’ndan. Yeni Türkü’nün sanatçısı hani. Süper Baba’dan sonra hiçbir diziye müzik yaptığını hatırlamıyorum. Üzerinden kaç yıl geçti, hangimiz ezberden söyleyemiyoruz Süper Baba’nın müziğini?&lt;br /&gt;Ve bütün bunlara yakışan bir yönetmen: Türkan Derya. Bir bayan yönetmenin aşk bakışına kesinlikle ihtiyacımız vardı. Hani bayan şair eksikliği gibi bir şeydi bence bu. İkinci Bahar’daki yer yer neşeli ama genelde nahif anlatımı, harbi İstanbul’un dip mahallelerinden birine deyim yerindeyse cuk oturmuş. Biz Size Aşık Olduk dizisi de Türkan Derya imzalı, izlenmesi gereken dizilerden.&lt;br /&gt;2001 yılı TRT’nin altın yılıydı deyim yerindeyse. Yeditepe İstanbul, Yedi Numara, Dedem Gofret ve Ben, Karanlıkta Koşanlar, Ayrılsak da Beraberiz vs… Şimdi bile kanalların tekrar bölümlerine para ödeyip satın aldığı ve çevirip çevirip yayınladığı; her seferinde de kendine izleyici bulan dizilerin tamamı o sene yapıldı. Yeditepe İstanbul da bunlar içinde gerek kadrosu, gerek bütçesi, gerek günü ve saati ile önemli bir yapımdı.&lt;br /&gt;Bugün TRT’nin ve diğer kanalların dizi durumuna baktığımızda TV ekranındaki genel yozlaşmanın yansımalarını görüyoruz. Üstelik, bence en kötüsü, o kadar çok yıldız yetiştirdi ki bu diziler, şimdi her dizide 2 tane başrol yıldız bir araya geliyor ve alın size büyük yapım!&lt;br /&gt;Gerçek büyük yapım, yıllar sonra bile izlenebilecek bir iz bırakmaktır ekrana. Yıldız oynatmak değil, yıldız yaratmaktır. Bizim masalımızda olduğu gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="80" width="300"&gt;&lt;param name="movie" value="http://media.imeem.com/m/5dr7c5FTco/aus=false/"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://media.imeem.com/m/5dr7c5FTco/aus=false/" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="80" width="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2612118008427369773-1127191571295804093?l=yeditepeist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/1127191571295804093/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2612118008427369773&amp;postID=1127191571295804093' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/1127191571295804093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/1127191571295804093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/2007/10/1-ve-2-blm-zeti.html' title='1. ve 2. Bölüm Özeti'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773.post-5064732531737638768</id><published>2007-10-11T09:49:00.000+03:00</published><updated>2007-10-11T10:10:49.673+03:00</updated><title type='text'>2.Bölüm</title><content type='html'>2. Bölüm Özeti :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="250" width="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/SIufWhGT2TQ"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/SIufWhGT2TQ" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="250" width="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşmek…&lt;br /&gt;Çok şey çağrıştırır bana. En önce, çocukken bisikletten düşüşlerim mesela. Annem yaramı temizlerdi ve sonra hemen yine bisikletimin başına. Hâlâ saklarım o yaraların izlerini.&lt;br /&gt;Düşmek…&lt;br /&gt;Aşka düşmek gibi mesela. Yada “Gurbet yavrum, garba düşmektir”deki gibi. Ama belki de en güzeli: aklına düşmek, yadına düşmek. “Sen de tek sevgilim aklıma düştün, nâzende sevgilim yadıma düştün”deki gibi.&lt;br /&gt;Hayattan düşmek Önem gibi…&lt;br /&gt;Mahpusa düşmek Ali gibi…&lt;br /&gt;Gaflete düşmek Ömer gibi…&lt;br /&gt;Yada mahalleye düşmek Olcay’ınki gibi… Yaşadığı onca yıl boyunca tek mesleği “iyi bir eş” olan bir kadın. Hayat yüksekten düşmeleri seviyor. Tıpkı Olcay’ın mahalleye düşüşü gibi.&lt;br /&gt;Duru’nun piyanosu konağın girişinde, vinçte sallanıyor. Ve o piyanonun oraya düşmesiyle mahallenin kaderi değişiyor.&lt;br /&gt;Aslında bazı düşüşler, bazıları için sadece güzel bir sürprizden ibaret. Düşen düştüğüyle kalıyor, yaralar temizleniyor, garba düşülüyor, akla düşülüyor…&lt;br /&gt;Ama ne olursa olsun hayat, aşkın iğne oyalı yerlerini pas geçmiyor! Çünkü hiç kimse lunaparktaki tahta attan, jeton bitmeden düşmüyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="250" width="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/7z-cDIPpzwY"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/7z-cDIPpzwY" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="250" width="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Annelerin ninnilerinden&lt;br /&gt;spikerin okuduğu habere kadar,&lt;br /&gt;yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,&lt;br /&gt;anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,&lt;br /&gt;anlamak gideni ve gelmekte olanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım Hikmet&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 153, 51);"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2612118008427369773-5064732531737638768?l=yeditepeist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/5064732531737638768/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2612118008427369773&amp;postID=5064732531737638768' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/5064732531737638768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/5064732531737638768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/2007/10/2blm.html' title='2.Bölüm'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773.post-1361413651172978751</id><published>2007-10-05T15:55:00.000+03:00</published><updated>2007-10-05T17:17:04.336+03:00</updated><title type='text'>1.Bölüm</title><content type='html'>&lt;object width="350" height="250"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/iNtTu-hejHM"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/iNtTu-hejHM" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="350" height="250"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir mahalle biliyorum. Ben yaşadım orda.&lt;br /&gt;Renklerin daha bir eski, daha hani nasıl derler "pastel" olduğu bir mahalle.&lt;br /&gt;Evlerin arasında iplerle, iplerde çamaşırlarla ve kapı önünde dedikodu yapan uzun, çiçek etekli kadınlarıyla.&lt;br /&gt;Sabah sokaktan geçen poğçacıyla uyandınız mı siz hiç? Yada eskicinin hâlâ ne dediğini anlayamadığım çığlığıyla?&lt;br /&gt;Sütcüler, bozacılar ve en nihayetinde at arabalı patates soğancılar...&lt;br /&gt;Manav amca vardı sonra. Şeftaliyi önce tartar, bir tane de elime verirdi.&lt;br /&gt;Kapıların önünde İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma kamyonlar dururdu. Kar yağınca kasası silme dolardı. Bulut misali camdan atlayıp içine düşeceğimi hayal ederdim hep.&lt;br /&gt;Sonra bir de pastaneci dede vardı. Ölümü onunla tanıdım ben. Bir öğlen yine babaanemle dondurma almaya gittiğimizde...&lt;br /&gt;Kollu dondurma makinaları vardı, bilir misiniz? Ve tam 3 çeşit dondurma...&lt;br /&gt;Fırından sıcak ekmek alınırdı sabahları. Harçlık verirdi babamız...&lt;br /&gt;Komşu ziyaretlerine gidilirdi. Ben arardım telefonla "Müsaitseniz annemler bu akşam size..."&lt;br /&gt;Çıplak ayaklı çocuklar vardı, çıplak ayakla koşturan çocuklar!&lt;br /&gt;Güzel delikanlılar vardı, güzel kız çocukları vardı diz altı çoraplarıyla...&lt;br /&gt;Teraslarda güvercin kümesleri, Çarşamba pazarı ve huzur dolu cami avlusuyla...&lt;br /&gt;Bir şehir biliyorum yalın Türkçesiyle, otobüs bekleyen kadın işçileriyle...&lt;br /&gt;Ben yaşadım orda.&lt;br /&gt;Tahta evler gördüm, sek sek oynayan mektep çocukları önünde...&lt;br /&gt;İnsanlar gördüm, marketten alışveriş yapınca mahalle bakkalının önünden elinde poşetlerle geçmeyen, ayıp olmasın diye...&lt;br /&gt;Bir mahalle biliyorum. Ben yaşadım orda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç doymayan bir canavar bu şehir&lt;br /&gt;Ruhlarıyla besleniyor zamanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Bölüm Özeti (2 parça hâlinde)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="350" height="250"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/jJE72ZgmVFE"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/jJE72ZgmVFE" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="350" height="250"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="350" height="250"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Y497HfejvJ0"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/Y497HfejvJ0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="350" height="250"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Not : İlk iki bölümün video kalitesi biraz düşük. 3.bölümle birlikte düzelecek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Not 2 : 3.Bölümden sonra dizinin Yönetmeni ve müzikleri değişecek, senaryo yeniden şekillenecek.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2612118008427369773-1361413651172978751?l=yeditepeist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/1361413651172978751/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2612118008427369773&amp;postID=1361413651172978751' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/1361413651172978751'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/1361413651172978751'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/2007/10/1blm.html' title='1.Bölüm'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2612118008427369773.post-4020371837722168172</id><published>2007-09-19T13:04:00.001+03:00</published><updated>2007-09-23T14:21:40.544+03:00</updated><title type='text'>Başlıyoruz</title><content type='html'>Yeni yolculuğumuz 3 Ekim 2007 akşamı başlayacak.&lt;br /&gt;Bekliyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="250" width="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/hP81R98r77s"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/hP81R98r77s" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="250" width="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Not1 : Sitedeki ileti sayısı arttıkça tasarım oturacak. Böyle geniş ve güzel bir oyuncu kadrosu sebebiyle biraz yüksek bir site oldu. Kısacası boylamasına sığdıramadım. Ana sayfada 3-4 ileti olunca düzelecektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Not2 : Bağlantıları yazarken kaçırdıklarım, atladıklarım, yanlış yazdıklarım vs... olabilir. Lütfen bağlantınızı sağ alttaki menüden kontrol edip bildiriniz. Bağlantısı orda olmayanlar da belirtirlerse eklerim mutlaka.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Not 3 : Lütfen blog boyunca, YouTube videosu bittikten sonra çıkan menüden, diziyle ilgili diğer videoları izlemeyiniz :) Birlikte gidelim, sırayı bozmayalım, önlere kaynayıp hile yapmayalım =)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2612118008427369773-4020371837722168172?l=yeditepeist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yeditepeist.blogspot.com/feeds/4020371837722168172/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2612118008427369773&amp;postID=4020371837722168172' title='18 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/4020371837722168172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2612118008427369773/posts/default/4020371837722168172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yeditepeist.blogspot.com/2007/09/balyoruz.html' title='Başlıyoruz'/><author><name>Yeditepe İstanbul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03963061384876521183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>18</thr:total></entry></feed>
